Doğum nedir?

Yeni bir canlının dünyaya gelmesi olayıdır. İnsanda doğum, kadında son adetin görülmesinden 280 gün sonra meydana gelir. Doğumun kolay veya zor oluşu, bebeğin rahimdeki ve doğum kanalındaki. durumuna bağlıdır. Eğer doğum kanalına önce çocuğun ayakları veya kalçası girerse, doğumda oldukça zor ve tehlikeli bir durum meydana gelir. Hemen her 30 doğumda bir buna rastlanır. Bu çeşit doğumda ölüm oranı % 1 - 2 arasında değişir. Çok tehlikeli bir doğum şekli de «çapraz doğum» dur. Bundan çocuğun uzunlamasına ekseni, annenin uzunlamasına eksenine çapraz gelir. Bu çeşit doğumda çocuk ya içeride çevrilir, ya da ,sezaryen denilen ameliyatla alınır. Eğer bebeğin yüzü doğum kanalına doru dönük olarak gelirse doğumda yine güçlükler meydana çıkabilir. Normal şekil, çocuğun tepesinin doğum kanalına girmesidir. Her doğum başlıca üç safha gösterir:

Açılma

Rahim boynu doğum sırasında açılır. Bu açılma rahimdeki kasılmalarla olur. Kasılmalar önce 20 - 30 dakikada birdir, sonraları 15 dakikada bire, daha sonra 10-5 dakikaya ve nihayet 40 saniyede bire kadar düşer. Kasılma sırasında sancı duyulur. Buna doğum sancısı denir. Doğumun bu ilk kısmı, ilk doğumunu yapan kadınlarda 13 - 14 saate kadar sürer. Bu zaman doğurulan çocuk sayısı nispetinde azalır. Uç - dört çocuk doğurmuş kadınlarda ilk devre bir saate kadar düşebilir.

Doğurma

Sancılar sıklaşınca asıl doğum başlar. Rahim boynu iyice açılıp da kasılma hareketleri artınca, bebeğin başı rahim kanalına doğru zorlamaya başlar. Vücudun normal kasılmalarına annenin de yardım etmesiyle bebek yavaş yavaş rahim kanalında ilerler ve dünyaya gelir.

Etene (son)

Bu safhada artık çocuk doğmuştur. Rahimde anne ile bebek arasında kan alış - verişini sağlayan bir organ vardır. Buna «etene» yahut «son» denir. Doğumdan sonra rahmin birdenbire küçülmesiyle etene parçalara ayrılır ve yine parça parça dışarı atılır. Doğum sırasında ağırlığı 1 kiloya kadar çıkmış olan rahim, doğumdan sonra ağırlığını yavaş yavaş kaybederek 60 grama kadar düşer. Rahmin içindeki dokular da değişir. İyice genişlemiş olan rahim boynu ve doğum kanalı da düzelerek eski, tabii halini alır. Bu organların küçülmesinin aksine, memeler büyür, gerginleşir, daha sonra bunlardan süt gelmeye başlar.

Herhangi bir sebeple normal doğum yapılamazsa, o zaman bebek sezaryen denen ameliyatla alınır. İmparator Sezar'ın bu şekilde doğduğu söylenir, bu doğum şekli, adını Sezar'dan almıştır. Eğer doğum sırasında bebek kolayca doğmuyorsa, o zaman «forseps»^ denen bir aletle kafasından tutularak dışarıya çekilir. Bu işe de forsepsi denir.Forsepsi ilk kullanan, 17. yüzyılda Cbamberlen adlı bir İngiliz ebe ailesidir. Soydan ebe olan bu ailenin fertleri, forsepsi kullanacakları zaman odadakileri dışarı çıkarır ve bu usulü tamamen sır olarak muhafaza ederlerdi. İlk defa 1728'de Hugh Chamberlen sırrı açıkladı. Alet daha sonra geliştirildi.

19. yüzyılın ortalarından itibaren doğum ağrılarının ortadan kaldırılması, ağrısız doğum yapılması üzerinde çalışmalar olmuştur. Bebeğe zarar vermeden, anneye ağrı duyurmayacak çeşitli maddeler bu maksatla tecrübe edilmişse de bugüne kadar bu İçin emin bir usul bulunamamıştır. Zaten ağrıya karşı olan ilaçlar ancak doğumun ikinci safhasında kullanılabilir.19. yüzyıldan itibaren geliştirilen modem usuller sayesinde doğum alanında büyük ilerlemeler kaydedildi ve ölüm oranı süratle azaldı.

Bebeğin doğuşunu sağlayan başlıca faktör, rahim adaleleriyle beraber ona yardımcı karın adalelerinin kasılmalarıdır. Normal doğum bu tabii güçlerin tesiri altında neticelenir. Bebeğin doğumu için tabii kuvvetler dışında bir gücün müdahalesine gerek duyuluyorsa "müdahaleli doğum"dan söz edilir. Miadında doğum, takriben 38-40 gebelik haftalarının içindedir. Bu devreden evvel, 28-37 haftalar arasında sonuçlanan gebelikler "erken doğum" adını alır. 20-28 haftalarda sonuçlanan gebeliklere "immatür doğum", yani olmamış doğum ismi verilir. 20. haftanın altında sonuçlanan gebelikler düşük olarak ele alınır. Birçok memleketlerde kanun gebelik süresini tespit etmiştir. Bu süre bizim memleketimizde 300 gündür.

doğum

Doğum olayının yaklaştığını gösteren belirtiler

1. Bebeğin başının aşağı düşerek karnın küçülmesi. Bu zamanda kadında solunumda bir rahatlama meydana gelir. Fakat mesaneye baskı arttığı için sık idrar etme hissi ve yürümede güçlük meydana gelir.

2. Doğum yolunda ifrazat artışı: Kadın doğum yolunda nemlilik hisseder ve pet kullanması gerekebilir. Bu, son haftada ortaya çıkan bir durumdur.

3. Son günlerde 100-1000 gr arasında bir ağırlık kaybı.

4. Nişan gelmesi: Doğumdan 24-36 saat önce hafif kanla karışık müküslü bir ifrazat gelir. Bu, rahim ağzının yumuşamaya ve genişlemeye başladığını gösterir ve doğumun yakın olduğunun belirgin işaretlerindendir.

5. Su kesesinin erken açılması: Bazı vak’alarda su kesesinin erken açılması yakın bir doğumun belirtisidir. Zira zarların yırtılmasını çoğu kez 24- 48 saat içinde doğum ağrıları takib eder.

6. Yalancı ağrıların mevcudiyeti: Bazı kadınlarda doğumdan birkaç gün önce meydana gelen ağrıların bir kısmı hafif ağrı şeklinde karında hissedilir. Bu ağrılar çoğu kez barsaklarda gaz birikimi sonucu meydana gelir. Diğer erken belirtiler mevcut olmadığından yalancı ağrı ismini alırlar.

7. Ağrılı kasılmaların başlaması: Karın bölgesinde gebelik boyunca hissedilen ağrısız, düzensiz kasılmaların gebeliğin son haftalarında arttığı görülür. Bu kasılmaların rahim ağzını açmak ve yumuşatmak üzere ağrılı, düzenli ritmik seyir kazanması doğum süresinin başlamış olduğunu gösterir.

Doğal doğum neden önemlidir?

Günümüzde doğumu yaklaşan bir anneye sorulan en temel sorulardan biri nasıl doğum yapacağıdır. Normal mi olacak yoksa sezaryen mi? Neye karar verdin? Değişen doğum gerçeğimizde sezaryen ameliyatı modern doğum şekli olarak görülmekte, normal doğum yapmak isteyen annelerimizin önüne de birçok müdahale doğumu kolaylaştırıcı faktörler olarak sunulmaktadır.Bunun yanında gerek Sağlık Bakanlığı gerekse tıbbi otoriteler normal doğumun güvenli ve sağlıklı olduğunu vurgulamaktadır. Hatta bu konuda yürütülen kampanyalarla normal doğumun özendirilmeye çalışılmaktadır.

Normal doğum aslında doğumun kendisidir. Tıbbi bir sebep olmadan yapılacak tüm tercihler müdahaleli doğuma girer.Ancak yapılan bunca çalışmaya rağmen önümüzdeki istatistikler sezaryen oranlarının istediğimiz gibi düşmediğini ortaya koymaktadır. Durum böyle olunca nerede yanlış yaptığımıza yeniden bakmak zorundayız. Belki de sezaryenin negatif etkilerini anlatmayı bırakmalıyız. Çünkü sezaryen gerçekten gerekli olduğunda mükemmel bir kurtarma ameliyatıdır. Bunun yerine kaybetmeye başladığımız gerçeklerin temeline inmek en iyi çözüm olacaktır. Doğumu tercih etmedikleri zaman anne ve bebekleri neler kaybederler? Nelerden vazgeçerler? Doğal doğum neden bu kadar önemlidir?Doğal doğum mümkün olduğunca müdahale edilmeden yapılan doğumdur.

Çünkü kendiliğinden başlayan doğal bir doğumda beden ve bebek ne yapacaklarını bildikleri mükemmel bir çalışma içindedirler. Yapacağınız her müdahale bu işleyişi az ya da çok bozabilir. İdeal olan bedenin bu mükemmel çalışmasını destekleyecek bir ortam yaratılarak anne ve bebeğinin fiziksel ve duygusal olarak desteklenmeleridir. Bu sayede hiçbir ilaç ve müdahaleye maruz kalmayan bir anne bebeğini, tüm doğal hormonlarının etkisi altında doğuracak, doğar doğmaz bebeğini göğsüne alabilecek ve bebeği ile güçlü bir bağ kurabilecektir. Doğum sonrasındaki kritik dakikalar anne ve bebeğinin bağ kurması açısından çok önemlidir. Sevgi ve coşku dolu bu doğum sonrasında anne ve bebeğinin buluşması onların gelecekteki davranışlarını da olumlu etkileyecektir.

Buradaki kritik kelime “mümkün olduğunca” dır. Doğal doğum felsefeleri gerekli modern tıbbi müdahaleleri dışlayan bir felsefe değildir. Tam tersine gerektiği zaman modern tıbbın tüm olumlu müdahaleleri kullanılacaktır. Burada önemli olan müdahalelerin fark gözetilmeden her anneye rutin olarak uygulanması yerine, gerekli şartlarda gerekli doğumlarda uygulanmasıdır. Kanıta dayalı tıp çalışmaları birçok müdahalenin rutin olarak her gebeye uygulanmasını destekleyecek kanıtlar bulamamıştır. Bu yüzden doğal doğum düşünen annelerin karşılaşabilecekleri tüm müdahaleleri bilmesi ve gerektiğinde bunları kullanabilmesi teşvik edilir. Ne olursa olsun, kesinlikle hiçbir müdahale yapılmadan bir doğumun hedeflenmesi en büyük yanlış olacaktır.

Gerektiğinde yapılacak bu müdahaleler gerek annenin gerekse bebeğin sağlığı üzerinde olumlu etkiler yaratacaktır. Bu yüzden müdahalesiz doğum yerine, mümkün olduğunca müdahalesiz ancak kesinlikle sağlıklı bir anne ve bebeğinin hedeflendiği bir doğum şekli en akılcı çözüm olacaktır.Doğal bir doğumun en büyük avantajı ilaç kullanımının en az seviyede olmasıdır. Bu sayede anne ve bebeği hazır olduğunda doğum başlayacak ve doğumun kontrolü doğal olarak salgılanan hormonlarda olacaktır. İlaçsız bir doğumla anne doğumun coşkusunu tüm farkındalığı ile hissedecek, bebekse aktifliği sayesinde yeni hayatına çok daha kolay uyum sağlayacaktır. Bu hormonların anne ve bebek üzerindeki olumlu etkileri yapılan çalışmalarla yavaş yavaş çok daha iyi keşfedilmeye başlanmıştır.

doğum

Yeni doğan bebeğin ilk bakımı

Bebek doğar doğmaz ayaklarından tutulmak suretiyle baş aşağı pozisyonda ağzı steril bir gazlı bezle veya pamukla silinerek mukus dışarı alınmalıdır. Bundan sonra göbek kordonunun kesilmesi ve bağlanmasına sıra gelir. 2 santim aralıkla iki pensle göbek kordunu iki taraftan kapatılır. Arasından makasla kesilir. Sonra bebeğin karın derisine 2 santim uzaklıktaki bölümü temiz, steril bir ipek veya keten şeritle bağlanır. Bağlamanın bir santim üzerinden ikinci bir bağlama yapılmalıdır. Bilahare kesik uca antiseptik bir solüsyon (mersol) sürülerek steril bir gazlı bezle kapatılır.

Daha sonra bebeğin durumu; rengi, solunumu, kalp atımı, adale kuvveti, refleksleri bakımından değerlendirilir. Herhangi bir bozukluk varsa küvöze konulur. Yeni doğan bebeğin gözlerinin bakımı için % 1’lik gümüş nitrat solüsyonundan birer damla damlatılması kanuni mecburiyettir. Derinin bakımı için önce steril kompreslerle silmek kafidir. 2 ve 3. günlerde tahriş etmeyen antiseptikli ilik banyolarda kirlerini almak oldukça faydalıdır.

III. Devre: Plasentanın (bebeğin eşi) çıkışıdır. Bebeğin doğumunu müteakib 3-5 dakika istirahate geçen rahimde kasılmalar tekrar başlar. Kasılmalar neticesinde plasenta tutunduğu yerden ayrılır. Bu genellikle 10-20 dakika kadar sürer. Burada en önemli husus rahimin kasılmalarını ve plasentanın kendiliğinden ayrılmasını kesin olarak beklemektir. Erken olsun diye tutulup çıkarılmaya çalışılırsa, rahimin içi dışına döner ve çok tehlikeli bir durum meydana gelmiş olur. Bebeğin doğumundan sonra hafif bir kan fışkırması ve kordonun bir miktar aşağıya sarkması plasentanın ayrıldığını gösteren belirtilerdir. Doğumun üçüncü devresinde 100-300 cm 3 lük bir kanama olur. Bu genellikle normal kabul edilir ve bir tedavi icab ettirmez.

Sözlükte "doğum" ne demek?

1. Doğmak eylemi, dünyaya gelme, tevellüt, veladet.
2. Bir kimsenin doğduğu yıl.
3. Doğurma, dünyaya getirme.

Cümle içinde kullanımı

Kolay bir doğum.

Doğum kelimesinin ingilizcesi

adj. natal, nursing, obstetric, puerperal, born
n. birth, delivery, accouchement, childbearing, parturition, termination of pregnancy, nativity